Sosyal medya, günümüz dünyasında güzellik algısının şekillenmesinde büyük bir role sahip. Her gün karşılaştığımız kusursuz ciltler, ideal vücut ölçüleri ve “mükemmel” yüz hatları, zamanla güzelliğin tek bir tanımı varmış gibi algılanmasına neden oluyor. Oysa bu görüntülerin büyük bir kısmı filtreler, düzenlemeler ve seçilmiş anlardan ibaret.
Özellikle gençler için sosyal medya, kendini tanıma ve kabul etme sürecini zorlaştırabiliyor. Sürekli karşılaştırma hâli, kişinin kendi görünümünü yetersiz hissetmesine yol açabiliyor. Beğeni sayıları ve yorumlar, farkında olmadan bir değer ölçütüne dönüşebiliyor. Bu durum, güzelliğin doğal ve kişisel bir kavram olmaktan çıkıp ulaşılması gereken bir hedef gibi görülmesine sebep oluyor.
Ancak güzellik tek tip değildir. Her yüz, her beden ve her ifade kendine özgüdür. Sosyal medyada sunulan kalıplar gerçeği yansıtmaz; sadece belirli bir estetik anlayışını öne çıkarır. Gerçek hayatta ise güzellik; gülüşte, bakışta, duruşta, hatta kişinin kendine olan saygısında saklıdır.
Son yıllarda bu algıya karşı çıkan, doğallığı ve çeşitliliği savunan içeriklerin artması umut verici. Filtrelenmemiş fotoğraflar, gerçek hikâyeler ve samimi paylaşımlar, güzelliğin kusursuzlukta değil, olmakta olduğunu hatırlatıyor.
Sosyal medyayı bilinçli kullanmak, gördüğümüz her şeyi sorgulamak ve kendimizi başkalarıyla kıyaslamamak büyük önem taşıyor. Çünkü güzellik bir yarış değil; herkesin kendi hâliyle değerli olduğu bir gerçekliktir. Kendini olduğu gibi kabul etmek, en güçlü ve en gerçek güzelliktir.

