
Bazen sadece bakış açını genişletmek için bile, senden çok farklı düşünen insanları dinlemek gerekir.
Ayrıca, sorgulamak, empati yapmak ve anlamaya çalışmak seni ileri taşır.
Kafanda sınırlar çizmekten vazgeç; ancak o zaman gerçekten özgür olabilirsin.
Ahlakın temeli kültürden ve yetiştirilmeden gelir ama artık aşılmayacak şeyler değil bunlar.
Hem potansiyelini hem kültürünü kendin geliştirebilirsin.
Bazen kendi sesini kimse desteklemez ve yalnız kalırsın.
Ama unutma, kalabalığın dediği her zaman doğru değildir.
Sen huzurlu, mutlu ve kimseye zararı olmayan biriysen, zaten bir sorun yoktur.
Bazen sınıfta herkesten farklı cevabı verip doğruyu bilen tek kişi olman gerekir.
Zordur bu; çünkü insan psikolojisi, çoğunluğun seçtiği yolu seçmeye meyillidir
yanlış olduğunu bile bile.

Bilim insanları bunu kanıtladı; bu nedenle bu sadece bir varsayım değil, gerçek bir bilgidir.
1951 yılında sosyal psikolog Solomon Asch, insanın çoğunluğa uyma eğilimini test etmek için tarihî bir deney yaptı.
Katılımcılara bir kartta tek çizgi, diğerinde ise üç farklı uzunlukta çizgi gösterdiler.
Görev, referans çizgiyle aynı uzunlukta olanı seçmekti oldukça basit, net ve görsel bir karşılaştırmaydı.
Ancak deneye katılan grubun neredeyse tamamı, araştırmacının işbirlikçisiydi ve bilinçli olarak yanlış cevabı söylüyordu.
Gerçek katılımcı, en son sırada cevap veriyordu.
Sonuç çarpıcıydı:
Katılımcıların %75’i, en az bir kere yanlış olduğunu bile bile gruba uydu.
Bazıları “yanlış görmüş olabileceğini” düşündü, bazıları ise sadece “uyumsuz görünmek istemediğini.”
Asch Deneyi, çoğunluğun baskısı altında bireyin kendi doğrularına bile ihanet edebildiğini gösterdi.
Dolayısıyla, biyoloji ve psikoloji engellerine rağmen kendi yolunu çizmek zordur.
Buna rağmen, kendi sesini bastırmadan ilerlemek gerçek özgürlüğün başlangıcıdır.
Kendinin bulunması
Ancak kendinin bulunması, çoğu zaman toplumun dayattığı ‘kendin ol’ kalıpları tarafından engellenmeden sağlanır
Gerçekten kim olduğunu anlamak, sessiz kaldığında sesini duymakla başlar.
Ama o sessizlikte bile toplumun yankısı vardır. Ailenden, öğretmeninden, dizilerden, sosyal medyadan sızan “olman gereken” biri…
Ve sen o yankının içinde “ben kimim?” diye fısıldarsın.
Kendinin bulunması bazen bir yolculuk yerine bir yıkım olarak yaşanır
Öğretilenleri sorgulayıp çoğundan vazgeçtiğinde kimliğin yavaş yavaş şekillenir.
Bu süreçte yalnız hissedersin, çünkü toplum çoğu zaman kendini bulanları değil, uyum sağlayanları alkışlar.
Toplumda Kendi Yerinin Bulunması
İnsanlar çoğu zaman toplumda yer bulmak için bir ‘rol’ üstlenir.
Sana uygun olan değil, senden beklenen rol.
Bir meslek, bir duruş, bir giyim tarzı, bir düşünce biçimi…
Ama şu soruyu sormalı insan:
Eğer herkesin yerini toplum belirliyorsa, birey dediğimiz şey ne kadar özgürdür?
Uyum sağlamadığında toplum seni dışlar; ancak bazen bu süreçte kendi aidiyetini keşfedersin
KAYNAKÇA:
Kendini Bulmak I Kendin Olmak Neden Önemli?
İçsel Yolculuk: Kendini Bulmak ve Anlamı Keşfetmek – Sürgün Dergisi








